Hemşin Yaşam Derneği olarak Hemşin’de yapılması planlanan HES projelerine ilişkin olarak yapmış olduğumuz BİMER başvurularına verilen cevaplarda;

-Yeşiltepe HES, -Ortaköy HES, -Hemşin HES, -Dikmen HES projelerinin nihai aşamaya geldiği belirtilmiştir.

HES

Söz konusu projelerden 2014 yılında tekrar hayata geçirilmeye çalışılan Dikmen HES projesine karşı açılan davada Rize İdare Mahkemesi söz konusu projeyi 2015 yılında iptal etmişti ancak Danıştay’ın, Rize İdare Mahkemesi kararını usulen bozması üzerine gözler yeniden Hemşin’ de yapılması planlanan HES’lere çevrildi. (Bu arada, Danıştay’ ın bozma kararının usulen olduğunu, Rize İdare Mahkemesi kararında projeye yöneltilen ağır eleştirilere ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını söylemekte fayda var. Bu nedenle Rize İdare Mahkemesince bahsedilen usuli eksiklikler giderilerek Bakanlık tarafından verilen ÇED olumlu kararının tekrardan iptal edeceğini değerlendirmekteyiz ancak verilecek kararın takipçisi olacağımızı belirtmek isteriz.)

Söz Konusu HES Projesinin Kısa Tanıyalım

Rize İlinin Hemşin İlçesinde yapılması planlanan proje, farklı vadilerde yapılacak 2 adet regülatör, bir adet çökeltim havuzu, 2 adet iletim tüneli, HES ana binası, kazı fazlası malzeme depo alanları, enerji nakil hatları ve şantiye sahalarından oluşan 79 bin metre kare alan üzerinde ve 15.0 MW kurulu gücü öngörülen ve 2 yıl içerisinde tamamlanması planlanlan bir projedir.

Regülatörlerden biri Büyük Dere‘nin Mahlut Deresi‘yle kesişim noktasında diğeri ise Zuğa Deresine yapılacak olup, Büyük Derede tutulan su öncelikle iletim tüneli ile Zuğa deresine daha sonrada burada tutulan sular 3.450 m uzunluğundaki iletim tüneli ile( Bilen köyü’ nün 50 m yakınından geçerek) HES ana binasına (Nurluca köyü yakınlarında köprü ayağına) iletilecektir. Kullanılacak toplam tünel uzunluğu 4913 metredir.

Neden Karşıyız?

Enerjide büyük oranla dışa bağımlı olduğumuz gerçeği karşısında acilen kendi kaynaklarımızı kullanarak enerji üretimine geçmemizin hayati öneme sahip olduğunun bilincindeyiz. Ancak bu enerjiyi üretirken kendi kâr oranını yükseltmek adına doğayı katleden bilimsel gerçekliklerden uzak projelere muhtaç değiliz. Nitekim Hemşin’de faaliyete geçirilen gölet tipi santrale karşı çıkmadık ve Hemşin’ in geleceği adına bu projeyi bir takım eksikliklerine rağmen destekledik.

Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, bilimsel kurallara uymayan projelerle atalarımızdan miras kalan sularımızın ve topraklarımızın elimizden alınmasına ve gelecekte çocuklarımızın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkından mahrum bırakılmasına izin vermemeli ve hangi hayat görüşüne sahip olursak olalım tüm Hemşinliler olarak Hemşin’e zarar verecek her projeye tüm gücümüzle karşı çıkmalıyız.

Söz konusu projeye ilişkin aşağıda bahsedeceğimiz tespitler afaki olmayıp Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu konularında uzman beş kişiden oluşan bilirkişi heyeti tarafından bilimsel esaslara göre hazırlanan rapordan alınmıştır.

Projeye Yönelik Tespitler:

1. Söz konusu proje daha önce 2008 yılında Mahkeme tarafından iptal edilmiş olmasına rağmen iptal gerekçeleri uyarınca yeni projede değişiklikler yapılmamış, eksiklikler giderilmemiştir. Eksiklikler giderilmediği gibi, önceki projede, santralin kurulu gücünün 10,5 MW olarak belirlenmiş olmasına rağmen yeni projede kurulu güç arttırılarak 15.0 MW çıkarılmıştır.

• Mahkeme kararındaki bilimsel eksiklikler giderilmeden hatta kurulu güç arttırmana gidilmiş olmasına rağmen aynı projeye Bakanlık tarafından onay verilmiş olması düşündürücüdür.

2. Dere yatağına bırakılması gereken can suyu hesaplanırken derenin yanlış yerinden ölçümler yapılmıştır. Can suyu hesabında alınan en kesitin AGİ olduğu noktadan alındığı anlaşılmaktadır. Bu AGİ bulunan noktanın özelliğinden kaynaklı olarak bu noktanın uygun bir nokta olmadığı açıktır. Alınması gerekli olan nokta ise en gayri müsait noktadır. Bu nokta da akarsu en kesitinin en büyük olduğu, kıvrımlı ve pürüzlülüğü de dikkate alınarak seçilen başka bir nokta alınmalıdır, çevresel akış miktarı ile su seviyesi arasında çok büyük bir uyumsuzluk mevcutt ve yapılan debi hesaplamaları yanlıştır:

• Mevzuat uyarınca bırakılması gereken can suyunun projeye esas alınan son on yıllık ortalama akımın en az %10’u olması(uluslar arası sözleşmelerde bu oran % 30’ dur) zorunludur ve ÇED raporu sürecinde ekolojik ihtiyaçlar göz önüne alındığında bu miktarın yeterli olmayacağının belirlenmesi durumunda miktar arttırılır. Ancak projenin yapılacağı alanda bilimsel bir ölçüm yapılmadığı ve kurak dönemlerin hesaba katılmadığı için bırakılması planlanan can suyu da bilimsellikten uzaktır ve doğaya telafisi imkânsız zararlar verecektir. Öte yandan, can suyunun bilimsel yöntemlerle belirlendiği durumlarda dahi denetim yetersizliğinden dolayı projelerde öngörülen can suyunun uygulamada bırakılmadığını gözlemlemekteyiz.

3. Projede kullanılan meteorolojik verilerin Rize İli Meteoroloji İstasyonundan (1975-2009 yılları arası) alınan veriler olduğu ve bu verilerin de hiçbir düzeltme yapılmadan aynen kullanıldığı anlaşılmıştır. Proje üzerinde hayati öneme sahip bu veriler Rize İlinde bulunan meteoroloji istasyonundan alınmıştır ve Rize meteoroloji istasyonunun proje sahasına uzaklığı dikkate alındığından bu veriler proje sahasını temsil etmez.
Öte yandan, regülatör akım verileri belirlenirken de DSİ 22-85 No’lu Senoz Deresi-Kaptanpaşa AGİ kayıtları kullanılmıştır, bu hususta Hemşin deresi üzerinde bilimsel bir çalışma yapılmamıştır:

• Görüldüğü üzere proje için hayati öneme sahip veriler elde edilirken dahi bilimsel bir saha çalışması yapılmamış başka bölgelerden elde edilen eski tarihli veriler projeye kopyalanmıştır.

4. Proje sahasında yapılacak olan ağaç kesimi yerinde yapılan tespitlere bağlı olmadan yapılmış bir hesaptır ve 79 bin metre karelik proje alanı göz önüne alındığında yalnızca 27 adet ağaç kesileceği bilgisi hiçbir bilimsel veriye dayanmamaktadır.

5. ÇED Raporunda iletim tüneli kazısından çıkan proses atık sularının (patlatma vb) ne şekilde bertaraf edileceği, hafriyatın nasıl depolanacağı konusunda kesin bilgiler bulunmamaktadır, hesaplanan hafriyat miktarı gerçekçi değildir ve hafriyat döküm sahası olarak belirlenen alan buna uygun değildir:

• Dolayısıyla çalışma sırasında çıkan proses atıkların ve hafriyatların genel itibariyle dere yataklarına döküleceğini ve/veya tarım alanlarına zarar vereceğini değerlendirmekteyiz. Bu durum ise dere yataklarının dolmasına, sudaki çözünmüş oksijen oranının azalmasına, su sıcaklığının artmasına yol açarak sucul canlılara ciddi zararlar vermektedir.

6. Çalışma sahası yerleşim birimi ile neredeyse iç içedir. Özellikle Dikmen-1 Regülatör sahasının hemen yakın çevresinde evler yer almaktadır. Çalışma sahasının dere kenarı boyunca topoğrafik yönden engebeli ve eğimi oldukça yüksek (%60-80) arazi yapısı ve üzerinde bulunan tarım alanları ile yerleşim yerleri heyelanlı bölgeler olup, yakın çevresindeki yerleşim birimi çalışmalardan olumsuz etkilenecektir. Öte yandan, ÇED raporunda yapılacak çalışmalar nedeniyle içme ve kullanma suyu kaynaklarının zarar görüp görmeyeceğiyle ilgili bir bilgi bulunmamaktadır:

• Projede bölgenin doğal dinamiklerinin (sel, heyelan, kurak dönemler vb gibi) yeterince değerlendirilmediği açıktır ve çalışmalar sırasında yerleşim birimlerine ve su kaynaklarına zarar verilmeyeceğine ilişkin bilimsel çalışmalar yoktur.

7. Regülatörlerden Dikmen-2 regülatörü yaklaşık 22 m yüksekliğinde(20.000 m2 den büyük bir su yüzeyi alanı) boyutlandırılmıştır fakat bu regülatör yüksekliğinin çok fazladır ve bu yükseklikteki regülatör bu araziye uygun değildir.

• Uluslararası Büyük Barajlar Komisyonu (ICOLD) tanımına göre suyu depolamak için vadilerin kapatılması suretiyle yapılan ve nehir seviyesinden itibaren yüksekliği 15 m üzerinde olan yapay yapılar baraj olarak yükseklikleri 15 m altında olan ve su depolayan yapılar ise gölet olarak adlandırılır. Bu tanımlara göre regülatör yüksekliği oldukça büyüktür ve arazi şartlarına uygun değildir.

8. 2 nolu depolama sahası için dere yatağının daraltılması gerekmekte ve burada duvar yapılarak depolamanın gerçekleştirilecek olması taşkın yönünden uygun değildir. Öte yandan, iletim tünellerinin kuru dere vb. noktaların nasıl geçirileceği konusunda bilgi yoktur.

• Bölgede sık sık meydana gelen sel olayları göz önüne alındığında dere yataklarının bilinçsiz olarak daraltılmasının yaşattığı olumsuz etkiler ortada iken yapılan yanlışlarda ısrar edilmesi kabul edilebilir değildir. Öte yandan iletim tünelleri yaban hayatın geçişini engelleyen büyüklükte yapılar olup bu haliyle yaban hayata zarar verdiği gibi söz konusu tünellerin bilinçsizce dere yataklarından geçirilmesi bir takım doğal afetlere yol açabilecek niteliktedir.

9. Tesisten zarar görecek veya tamamen varlığı tükenecek olan tarım arazilerinin ne kadar büyüklükte olduğu ve yerleri ÇED raporunda tam olarak belirtilmemiştir. Projenin faaliyete geçirilmesi ile mevcut çay alanlarının zarar görmesi kaçınılmazdır. Dikmen-1 Regülatörünün yapılacağı alanda çay tarımı yapılmaktadır ve bazı bahçelerin su altında kalma ihtimali vardır. Bu yerde regülatör ve kum çökeltim havuzu nedeni ile tarım arazisi tümüyle yok edilecektir. Bu kapsamda alınabilecek tedbirler dosya kapsamında bulunmamaktadır:

• Bilindiği üzere organik çay tarımı bölgenin en önemli geçim kaynaklarından biri olup mevcut projenin organik çay tarımına olumsuz etkisi olacağı bilirkişi raporunda açıkça belirtilmiştir. Öte yandan bir bütün olarak ekosistem bozulacağından bal üretimi de bu durumdan olumsuz yönde etkilenecektir. Diğer taraftan çalışmalar sırasında ortaya çıkacak toz ve kirlilik bal üretimini ve tarımı olumsuz yönde etkileyecektir.

10. Proje kapsamında yapılacak olan iki adet balık geçidi söz konusu olup, bunlar hakkında onaylı proje ve uygunluk onay belgesi bulunmamaktadır. Raporda çalışma alanında bulunan alabalık türünün göçücü bir form olmadığı ifadesi de doğru değildir. Bu balıklar yılın belli zamanlarında üreme ve beslenme amacı ile derenin aşağı kesimleri ile yukarı kesimleri arasında sürekli göç yaparlar. Mevcut proje ile subsrat dağılımı bozulacak ve balıklar beslenemeyecektir. Öte yandan alabalıklar dışında diğer canlıların bu çalışmalardan etkilenmemeleri için gerekli ve yeterli önlemler ortaya konmamış, sadece çalışmalardan önce alanda dolaşarak hayvanlar ürkütülüp uzaklaştırılmalı denilmiştir:

• Dolayısıyla son dönemlerde nesli giderek azalan bölgemize özgü kırmızı benekli alabalık ve diğer canlı türlerinin mevcut projeyle birlikte yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yoktur.

11. Bölgede yaşayan bitki ve hayvan türlerinin çalışma sırasında ve sonrasında zarar görmemeleri için somut önlemler önerilmemiş, proje alanı ve yakın çevresindeki hayvanların belirlenmesinde sadece literatüre dayalı bir tespit yapılmış, proje sahasında EDR(Ekolojik Değerlendirme Raporu) hazırlanmamıştır.

• Bölgede bulunan çok sayıda endemik türün artık geri dönülemeyecek şekilde tehlike altına girebileceği açıktır.
12-) Yapılacak olan yol çalışmalarının ayrıntısı proje içerisinde yoktur, yapılacak yollara ilişkin gerçekçi bir inceleme yapılmamıştır, öte yandan, üretilen elektriğin iletimin güzergahı konusunda çalışma yapılmamıştır:

• Binlerce tonluk hafriyatları taşıyacak ağır tonajlı kamyonların zaten iyi durumda olmayan yolları daha da kötü hale getireceği açıktır. Öte yandan, yol çalışmaları ve elektrik iletim hatları projeye dahil edildiğinde çevreye verilecek tahribatın daha da artacağı ortadadır.

13. Bütüncül Havza Planlaması Yapılmamıştır. Akarsu havzası bir bütün ele alınarak incelenmemiş ve vadide yapılması planlanan diğer HES’ler, taş ve kum-çakıl ocakları vs. yapılar, tarım alanları v.b. hesaba katılmamıştır. Dava konusu proje içerisindeki parçalar arasında ve aynı zamanda dava konusu projenin bölgede mevcut diğer tesisler ile karşılaştırmalı olarak kümülatif bir etki değerlendirmesi yapılmadığı, projenin çevreye olacak olumsuz etkilerinin kapsamlı, gerçekçi ve doğru bir şekilde hesaplanabilmesi için aynı su havzasındaki gerek faaliyette bulunan veya faaliyete geçirilmesi planlanan diğer projeler ile birlikte bütüncül bir şekilde ele alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

• Yukarıda da belirttiğimiz üzere bölgede faaliyete geçirilmesi planlanan ve yakın bölgelerde faaliyete geçirilmiş olan çok sayıda hes, kum-çakıl-taş ocağı vb proje vardır. Bu nedenle diğer projelerle birlikte düşünüldüğünde, söz konusu projenin doğaya vereceği gerçek toplam zarar ortaya konulmamıştır.
Sonuç olarak yukarıda ifade ettiğimiz bilimsel tespitler göz önüne alındığında bu ve buna benzer projeler, sağlayacacağı küçüçük faydanın karşısında Hemşin’imize geri dönüşü olmayan zararlar verebilecek boyuttadır. Bu nedenlerle Hemşin Yaşam Derneği olarak bu projeye karşı çıkıyor ve hayat görüşü ne olursa olsun ‘her şey hemşin için’ diyebilen tüm Hemşinlilerin yanımızda olacağını temenni ediyoruz.

Araç çubuğuna atla